Sayfalar

30 Temmuz 2011 Cumartesi

NEVRUZ BAYRAMI - GERCEKLERI

http://www.facebook.com/notes/prof-dr-kazim-mirsan/nevruz-bayrami-gercekleri/139267907039
NEVRUZ astronomik ve coğrafî bir olayla ilgili olduğu için çok eski tarihlerden beri bilinir ve kutlanır.

BABİLLİLER, NEVRUZ diye bildiğimiz 21 Mart'I AKİTU FESTİVALİ olarak kutlarlardı.

HİTİTLER, 21 Mart'ı PRULİYYAS BAYRAMI olarak kutlarlardı.

Bugün JAPONLAR, 21 Mart'ı SHUNKİ KOREL SAİ asmiyle BAHAR BAYRAMI olarak kutlarlar.

21 Mart, Kürtler ile ilgili değil; astronomi ve coğrafya ile ilgilidir. GÜNEŞ'İN KOÇ BURCU'NA GİRDİĞİ GÜNDÜR!.. KUZEY YARIKÜREDE KIŞ'IN BİTİP İLKBAHAR'IN BAŞLADIĞI GÜNDÜR! 21 MART'TA GECE İLE GÜNDÜZ EŞİTTİR!..

Diğer iklim değişiklikleri 21 Haziran (en uzun gündüz, Yaz başlangıcı), 23 Eylül (gece ile gündüz eşit, Sonbahar Başlangıcı), ve 21 Aralık (en uzun gece ve Kış başlangıcı) şeklindedir.

Mart ayı pek çok ulusun takviminde "Yeni Yıl Başlangıcı" olarak yer alır. Özal'a kadar bizde de Mâlî Yıl başlangıcı idi. SELÇUKLU Hükümdarı MELİKŞAH zamanında ÖMER HAYYAM 12 hayvanlı yeni bir takvim hazırlamış ve Mart ayını Yılbaşı olarak göstermişti.

21 Mart günümüzde ORTA ASYA TÜRKLERİ'nce SULTAN NEVRUZ diye bilinir, MİLLÎ BAYRAM olarak kutlanır. Hazırlıkları bir hafta önceden başlar. Bahçeler çapalanır, temizlenir, ağaç gövdeleri kurtlanmasın diye kireçlenir, ekipler gösteriler hazırlarlar ve o gün muazzam bir tören yaparlar. Bu törenler 1995'den beri TRT-INT kanalında yayınlanmaktadır. Seyredenler bilirler ki, Kürtler'in çapaçul kıyafetlerle halay çekmeleri, derme çatma bir ateş yığının üstünden atlamaları ile kıyaslanmayacak derecede muhteşem gösterilerdir.

NEVRUZ, ALTAY TÜRKLERİ'nde ÇILGAYAK BAYRAMI,
AZERİLER'de ERGENEKON BAYRAMI veya BOZKURT BAYRAMI,
BAŞKIRDISTAN'da EKİN BAYRAMI,
DOĞU TÜRKİSTAN'da YENİ GÜN veya BAŞ BAHAR,
GAGAUZLAR'da İLKYAZ,
HAKAS TÜRKLERİ'nde CILSIRTI veya ULU KÜN,
KARAÇAY MALKAR TÜRKLERİ'nde GOLLÜ, GUTAN, SABAN, TOY VEYA TOGRİ TOY,
KAZAK TÜRKLERİ'nde ULUS GÜNÜ,
KAZAN TÜRKLERİ'nde TEREKEMELER veya ERGENEKON BAYRAMI,
KARAPAPAKLAR'da TEREKEMELER veya ERGENEKON BAYRAMI,
KUMUK TÜRKLERİ'nde YAZBAŞ,
NOGAY TÜRKLERİ'nde SABAN, NEVROZ, veya TOY,
TÜRKMENLER'de TEZE YIL,
UYGUR TÜRKLERİ'nde YENİ GÜN

olarak adlandırılır. Ayrıca AZERBEYCAN, KIRGIZİSTAN, KAZAKİSTAN, ÖZBEKİSTAN, TÜRKMENİSTAN ve TÜRKİYE'de bazı yörelerinde NOVRUZ, RAVRUZ, REVRUZ BAYRAMI, NEVRUZ KÖÇE, NOROZ diye geçer...

Kürt ayırımcı ve bölücüleri NEWROZ diye yeni bir kelime yaratarak farklı olduklarını bayramın sadece kendilerine ait olduğunu iddia ederler!.. Halbuki bu iddia 1970'li yıllarda ortaya atılmış, "Kürt Kawa" efsanesi uydurulmuş, ve Nevruz o tarihten itibaren "Kürt Özgürlük Bayramı" imiş gibi cam-çerçeve kırarak, taş atıp dükkânlara saldırarak kutlanmaya başlamıştır. Bu kişiler O kadar cahildirler ki, çevrelerine bakıp TÜRKLER'in ve Farslar'ın, hatta Japonlar'ın astronomik ve coğrafî bir olay olan 21 Mart'ı kutladığını, hem de binlerce yıldır kutladığını bilmezler! TRT'yi bile seyretmezler!.. ANADOLU'nun pek çok yöresindeki "ateş üstünden atlanarak"oynanan SİNSİN oyununu bile görmezden gelirler!.. "Newroz'a We Pîroz Be!" diye bağırmanın ne NEVRUZ'a, ne de bölücülere yararı yoktur!

Özellikle Aleviler bütün iyi olayları 21 Mart'a, ve bütün kötü olayları 10 Muharrem'e yığarlar... Bu anlayışla Nevruz'a atfedilen olaylar şunlardır:

- Dünyanın kurulduğu gün,

- Hz. Âdem'in hamurunun karıldığı gün,

- Hz. Âdem'le Hz. Havva'nın Cennet'ten kovulduktan sonra dünyada ilk buluştukları gün,

- Tufan'dan sonra Hz. Nuh'un gemisinin karaya oturduğu ve suların çekildiği gün,

- Hz.Yusuf'un kuyudan kurtulduğu gün,

- Hz. Yunus bir büyük yunus balığı tarafından yutulmasından sonra kurtulduğu gün,

- Hz. Ali'nin doğum günü ve halifeliğe getiriliş günü,

- Hz. Fatıma'nın Hz. Ali ile evlendigi gün.

Gelelim Kürt bölücülerin kendilerine bağımsızlık sembolü olarak seçtikleri ve "kürt renkleri" ilan ettikleri SARI, KIRMIZI, YEŞİL renklere!...

1935 yılında ALTAYLAR'da 7. ilâ 11. yüzyıllarda yaşamış TÜRK beylerinin mezarlarında kazılar yapıldı. Ortaya SARI, KIRMIZI, YEŞİL ipekli elbiseler giydirilmiş cesetler çıktı!.. (Belleten Dergisi, 48. Sayı,1947)

İranlı âlim Abdülcelil El Kazvinî 1161-1165 yıllarında yazdığı eserde şöyle der:

- "SELÇUKLULAR'ın melikleri ve sultanları eğer 100.000 asker toplarlarsa, SİYAH sancak bulunmazdı. YEŞİL, SARI ve KIRMIZI sancak bulundururlardı."

OSMANLILAR da MAHMUT ŞEVKET PAŞA'nın sadrazamlığına kadar (1912) kadar sancaklar SARI, KIRMIZI, YEŞİL idi!.. Aleviler, TÜRKMEN oldukları için hâlâ millî kıyafetlerini bu renklerden seçerler.

Bugün dahi KIRGIZLAR, HIDIRELLEZ'de çocuklarına SARI, KIRMIZI, YEŞİL renkli elbiseler giydirirler. ÖZBEK kadınları yazın hep SARI, KIRMIZI, YEŞİL çizgili atlas kumaştan entariler giyerler.

Kısacası, ne bu bayram, ne de bu bayrak Kürtler'e ait değildir!.. TÜRKLER'indir!

LEKE

-Yedinci Ülkücü Şehit YUSUF İMAMOĞLU Hatırasına...

Namus lekesi değil alnımda gördüğünüz,
Vurulmuşum, vurulmuş düşmüşüm güpe gündüz.
Şakağımdaki kansa, o benim gülüşümdür,
Namert sürünmektense, erkekçe ölüşümdür.
Şaşırmayın, korkmayın, ürkmeyin ey yiğitler,
Bakın etrafımızı nasıl sarıyor kızıl itler!
Zaten faydası yoktur korkaklığın ecele,
Yaşamak hakkın lakin istiklalinle bile.
İhtirama zaman yok, merasime ne hacet?
Size düşen daha çok vazifeler var. Evet...
Evet!.. Böyle sürerse bu eşkiya kanunu,
Müebbet felakettir milletimin sonu.
Size selâm gönderdi kırk yiğidiyle KÜRŞAD
Sizden haber bekliyor yüz milyon; imdat! imdat!
Hala tevekkülde mi kararlısın yoksa?
Sükut neyi halleder, yaran oyuk oyuksa?

Tevekkül Allah'adır zillete katlanılmaz!
Ya hayat ya ölüm! Bunun ötesi olmaz.
Namus lekesi değil alnımdaki bu leke,
Asırlardır karşıma çıkmazken tek teke
Önümüzde dalkavukluk, meddahlık edenleri,
Şimdi iyi tanı, gör neymiş hünerleri...
Mütefekkirler echel, realistler yalancı,
Hayret! Dünkü yabancı, bugün bu handa hancı...
Dağdan bağa inenler, yoluma kül döküyor
Benim ayak izlerim taşralı gözüküyor
Farkına yeni vardım, suçluymuşum ben meğer
Otağımda cellatlar... Kaçmak!.. Bu neye değer!
Ne papyon kravatlı, ne rugan papuçluyum
Halisane Türk'üm ben, onun için suçluyum.
Suçluyum, hainleri gözlerinden tanırım ben.
Bir intizar dinlerim şu toprağın kalbinden.
O ses der ki: -Ey oğul, yazıklar olsun sana!
Mezarımı kirleten, şu mahluka baksana!
Baktım düşmüş hainler gafillerin peşine
Dedim Bozkurtların yurdunda, çakalların işi ne?

Fırlamışım yayımdan, ok hedefi mutlaka bulur
Son kale, son akında, ancak böyle kurtulur.
Namus lekesi değil, kurşun yarasıdır O.
Asrın adaletine, bir yüz karasıdır bu!
Arz-ı endam etsinler... Mütebessim, mutantan.
Sonra da sulh severiz, deyiversinler YALAN
Yalandır ne söyleseler, beşeriyyet namına,
Hanumanlar yıkılır, bu şer'riyet namına.
Adi cinayetlerle küllenir asıl yara
Can yakar, göz yaşarır, alır yürür bu sara
Sokaktan okullara, okuldan minareye
Bu kıvılcım saçarken bekçiler uyur, niye?
Kimdir bu uyanıklar, niçin uyur uyuyan?
Beş kıt'a birbirine dokunur zaman zaman
Bayraklar indirilir, paçavralar sallanır
İşte bu kızıl itler, bu sayede yollanır.
İnsan denmez bir avuç yal için sürünene
İnsan denmez sesimden ürküp, dev görünene
İnsan denmez iltifat, iltizam edenlere
İnsan denmez yenilen ve önde gidenlere
İnsan denmez gözyaşı döküp, ter dökmeyene
İnsan denmez hedefi görüp diz çökmeyene
Ben şüheda nesliyim, başkaya varmaz dilim
Belki mağdurum ama, asla meyus değilim.
Gökbayrak Albayrağa bir gün çizerken ufuk
O büyük kurtuluşa yürürken çoluk çocuk
Bu nefes bu bedeni terkedip de gitsede
Ruhum at koşturacak, o büyük hengamede.
Namus lekesi değil, artık bilinmeli bu!
Asıl leke bellidir, kökten silinmeli bu!
Bir isyan cinnet gibi, bir günkü kâbus gibi
Karşımda tomsonlular, yunan gibi rus gibi
Ey gönüllü bayraktar, ey devşirme dölleri!
İleri, biraz daha, biraz daha ileri.
İhanet oyununda, peşrev çekenler bu kez
Bilsinler ki bu toprak, hainleri hiç sevmez!
Bugün sabreyleyenler, bir gün bezecekler
Tutup başlarını, taşlarla ezecekler.
Atalarımız bize, böyle ****** buyurdu
Ey ecdat sevgisiyle taşan kahraman ordu
Bu hakimler veremez, hükmünü bu celsenin
Hazır olun Bozkurtlar! Hüküm sırası sizin

YAYINLANDIĞI YAYIN ORGANLARI :
1- Bizim ANADOLU gazetesi2- 1970 Çapa yükseköğretmenlilerinyayınladığı “Son Kale ” dergisi 

17 Temmuz 2011 Pazar

Yaşar Nuri Öztürk Hoca'nın Türk Ordusu ile ilgili tespitleri..


"BU KADAR BÜYÜK ORDU BESLEMENİN NE GEREĞİ VAR" DİYENLERE İTHAF OLUNUR.

(KISACA.. ORDU İÇİN DİNSİZ DEDİLER)
 
1.  DİYANETİN DIŞINDA İMAM KADROSU OLAN TEK KURULUŞTUR. ORDU ORDUĞAHI İÇİNDE CAMİSİ OLAN BİRLİK ÇOKTUR...
 
2.  TÜRKİYE'YE SUPER MAĞAZACILIĞI ÖĞRETEN VE YURDUN EN ÜCRA KÖŞELERİNE KADAR BU HİZMETİ  VERENDİR...
ORDU PAZARLARINI YAR ETMEDİLER..
 
3.  SOSYAL HAKKI EN GÜZEL VEREN YÜRÜTEN VE KOLLAYANDIR... 
4.  ORDU YARDIMLAŞMA; BİRİKMİŞ PARASINI TÜRK SANAYİSİNE HİZMET İÇİN VERENDİR...
RENAULT OTOMOBİL VE DİĞERLERİ....  HİÇ BİR KAMU KURULUŞU PERSONEL PARASIYLA BUNU YAPMAMIŞTIR..
5.  MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIYLA YARIŞAÇAK KADAR OKUMA YAZMA ÖĞRETMİŞTİR...
 ''ALİ OKULLARI''. BURDUR ER EĞİTİM TUĞAYI EN ÜNLÜSÜ...
 
6.  ORMAN İDARESİNDEN ÇOK AĞAÇ DİKMİŞTİR... BİRİSİ BİLE YANMAMIŞTIR..
 
7. İLK EHLİYET ALANLARIN TÜMÜ ASKERDE ARAÇ SÜRMEYİ ÖĞRENMİŞTİR...
 ORDUDAKİ ULAŞTIRMA BİRLİĞİ, DÜNYANIN EN BÜYÜK SÜRÜCÜ KURSUDUR...
 
8.  OTO BAKIMI VE TAMİRİNİ BU MİLLET ORDU DONATIMLARDA VE KADEMELERDE ÖĞRENMİŞTİR.
 
9.  AYAKLA ÇIĞNEMEDEN EKMEK YAPMAYI FIRINLARA ORDU EKMEK BÖLÜKLERİ ÖĞRETMİŞTİR..
10. EN ÇOK TERZİYİ ORDU DİKİM EVLERİ YETİŞTİRMİŞTİR.
 
11.  EĞLENMEYİ TATİL YAPMAYI YAŞAMAYI BU MİLETE ORDU EVLERİVE KAMPLARI ÖĞRETMİŞTİR....
OYSA HER KURULUŞUN KAMPI VE SOSYAL TESİSLERİ VE MİSAFİR HANELERİ VARDIR AMA YAŞATAMAMIŞLARDIR...
 
12.  TÜRKİYE ''ÇOK ACİL'' İ KULLANIRKEN ORDU ''İVEDİ'' Yİ KULLANACAK KADAR TÜRKÇESİNE SAHİPTİR VE YAŞATANIDIR.
13.  TÜRK ORDUSU SİLAH VE CEPHANE DEMEK DEĞİLDİR SADECE...
TÜM YAŞAM ARAÇ VE GEREÇLERİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ DEV BİR KURULUŞTUR...
14. ÇOĞU KİTAPLARDA TAHARATIN KÜÇÜK TAŞLARLA YAPILMASI ANLATILIR...
ER EĞİTİM TUGAYLARINDAKİ TÜM TUVALETLER BU YÜZDEN TIKANIRDI...
 
BU ORDU MİLLETİNE KIÇINI TEMİZLEMEYİ ÖĞRETMİŞTİR...BURDUR ER EĞİTİM TUGAYINDA USTA ERLERE TUVALET NÖBETİ TUTTURUP DA CEBİNDE TAŞLA  HELAYA GİRMESİNLER DİYE ALINAN TEDBİRLERİ DENETLİYEN BİRİ OLARAK BİLİYORUM...
15.  ETEK VE KOLTUK ALTI TEMİZLİĞİNİN KONTROL EDİLİP ÖĞRETİLDİĞİ YERDİR ORDU..
 
16.  ABD NİN SADECE VİETNAM DA, FRANSANIN SADECE CEZAYİR DE, RUSLARIN SADECE KATYN'DE(Polonya)
KATLETTİKLERİNİN BİNDE BİRİ TÜRK ORDUSUNUN ŞEREFLİ TARİHİNDE YOKTUR..
 
17.  BUNLARIN HEPSİ BİR YANA ; DOSTU DÜŞMANI BİLİR Kİ ORDUNUN BİR DİĞER ADI "MUHAMMEDİN OCAĞI'' DIR...
 
BUTÜN BU SALDIRILAR BU MÜKEMMELLİĞEDİR.
BÜTÜN BUNLAR BU GÜZELLİKLER TOPLAMINA OLAN KISKANÇLIKTIR..
 
''ASKERDE ADAM OLMAK" SÖZÜNÜN, ANADOLUNUN DİLİNDEN KAZINAMAMASI BU YÜZDENDİR..
 
MUHAMMEDİN OCAĞINI ALLAH KORUSUN...
AMİN
 ++++++++++++++++++++++++++++
 ''Önemle ve ciddiyetle derim ki; Türkiye Cumhuriyeti kutsal tanıdığı, bağımsızlığını ve özgürlüğünü savunmada hoşgörülü olamaz.''
 
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 
''Sahipsiz olan bir memleketin batması haktır;  Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır!''
MEHMET AKİF ERSOY
______________________________

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Hacı Bektaşı Veli Öykü ve Şiir Yarışması 2011

15-18 Ağustos 2011 tarihleri arasında düzenlenecek olan Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri çerçevesinde “HECE VEZNİ ve SERBEST VEZİN’’ Dallarında şiir yarışmaları düzenlenmiştir.
Madde-1 Her iki yarışmanın konusu; “ARİFLER HEM ARIDIR, HEM ARITICI” dır.
Madde-2 Yarışmaya Katılma Koşulları;
a) Yarışmaya katılan şiirlerin hiçbiri yayınlanmamış olması ve bir yarışmaya katılmamış olması gerekir.
b) Yarışmalara en çok üç şiir ile katılına bilir (ayrı, ayrı).
c) Yarışmacılar şiirlerinde açık isim ve mahlaslarını kullanmayıp rumuz kullanacaklardır.
d) Yarışmacılar şiirlerini daktilo, bilgisayar veya okunaklı olarak el yazısı ile yazabilirler.
e)Şiirler ayrıca CD ile gönderilecektir.
Madde-3 Teslim Şekli;
Yarışmacılar ad, soyadı, mahlası, özgeçmişi ve tebligat için açık adresi ve telefonu yazarak bir zarfa koyup zarfı kapatacaklar ve üzerine ’’Rumuzu, şiirin adını ve hangi dalda yarışmaya katıldıklarını” yazacaklar, üzerine yine sadece ‘’Rumuz’’ yazılı ikinci bir zarfa şiirini koyarak kapatacaklar. Her iki zarfı üçüncü bir zarfın içine koyarak 24 Haziran 2011 tarihine kadar Hacıbektaş Belediyesi’ne teslim edecekler. Şiirlerini posta yolu ile gönderecek yarışmacıların bu tarihi dikkate alarak birkaç gün önceden göndermeleri önerilir.
Madde-4 Değerlendirme;
Madde 3’e göre teslim edilmiş şiir zarfları ile rumuz zarfları ayrılarak şiir zarfları 8 Temmuz 2011 tarihine kadar Jüri Üyelerine bir tutanakla teslim edilecektir. Jüri değerlendirmesini yaparak şiirlerle rumuzları yazılı tutanağı 01 Ağustos 2011 tarihine kadar Hacıbektaş Belediyesine teslim edeceklerdir. Yarışmanın sonucu www.hacibektas.bel.tr Internet adresinden duyurulacaktır.Hacı Bektaş Veli Anma Kurulu kendisinde bulunan rumuz zarflarını açarak dereceye girenlere ödüllerin verilmesi konusunda tebligatta bulunacaktır.
Madde-5 Ödüller;
Her iki yarışmada birincilik ödülünü kazanan şiirin sahibi, şiirini 16 Ağustos 2011 tarihinde saat 10’00 da belediye meydanındaki açılış programında okuyacaklardır.
1.ye 350.00 TL
2.ye 250.00 TL
3.ye 200.00 TL
4. 2 Kişiye Mansiyon
48. ULUSAL 22. ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ ÇERÇEVESİNDE DÜZENLENEN; KISA ÖYKÜ YARIŞMASI ŞARTNAMESİ (2011)
15-18 Ağustos 2011 tarihleri arasında Hacıbektaş’ta yapılacak olan Hacıbektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri çerçevesinde “Kısa Öykü Yarışması” düzenlenmiştir.
Madde 1- Yarışma konusu; “ARİFLER HEM ARIDIR, HEM ARITICIDIR.”
Madde 2- Yarışmaya katılma koşulları;
a) Yarışmaya katılacak öykülerin yayınlanmamış ve daha önce başka bir yarışmaya katılmamış olması,
b) Öykülerin ‘’kısa öykü’’ kapsamında olması,
c) Öykülerin daktilo veya bilgisayarla yazılmış olması gerekmektedir.
d) Her yarışmacı ancak bir öykü ile katılabilir.
e) Yarışmacılar öykülerinde açık isimlerini değil rumuz kullanacaklardır.
f) Her öykü dört nüsha olarak düzenlenecektir.
g)Öyküler ayrıca CD de gönderilecektir.
Madde 3- Teslim Şekli;
Yarışmacılar ad, soyadı, özgeçmişi ve tebligat için açık adresi ve telefonu yazarak bir zarfa koyup zarfı kapatacaklar ve üzerine rumuzunu ve öykünün adını yazacaklar, üzerine yine sadece ‘’Rumuzu’’ yazılı ikinci bir zarfa öyküyü koyarak kapatacaklar. Her iki zarfı üçüncü bir zarfın içine koyarak 24 Haziran 2011 tarihine kadar Hacıbektaş Belediyesine teslim edeceklerdir. Posta yolu ile gönderecek yarışmacıların bu tarihi dikkate alarak birkaç gün önceden göndermeleri önerilir.
Madde 4- Değerlendirme;
3. Maddede belirtilen usule göre teslim edilmiş öykü zarfları ile rumuz zarfları ayrılarak öykü zarfları 8 Temmuz 2011 tarihine kadar seçici kurul üyelerine ayrı ayrı teslim edilecektir. Seçici kurul üyesi kendisine gönderilen öyküleri değerlendirerek sonuç raporunu en geç 01 Ağustos 2011 tarihine kadar Hacıbektaş Belediye Başkanlığına göndereceklerdir. Gelen bu değerlendirmeleri Hacı Bektaş Veli Anma Kurulu açarak dereceye girenleri belirleyecek, www.hacibektas.bel.tr Internet adresinden duyurulacaktır.
Madde 5- Ödüller;
1.ye 500,00 TL
2.ye 300,00 TL
3.ye 200,00 TL olarak tespit edilmiştir.
Daha detaylı bilgi için, Hacıbektaş Belediyesine ait aşağıdaki iletişim imkanlarını kullanabilirsiniz.
E-mail: bilgi@hacibektas.bel.tr
Telefon: +90 384 441 36 51
Fax: +90 384 441 27 21