Sayfalar

14 Kasım 2010 Pazar

Mahrem, Avret, Ziynet

 Bu yazı Hasan AKÇAY'ın yorumudur...

Bizi yalnızca Kur'an bağlar, diyoruz ya. Sözümüzde duralım. "Avret"in fıkıhtaki beşerî tanımları bizi bağlamaz. 
Kur'an'dan benim anladığıma göre avret bir inanırın, vücudunun örfen açabileceği  parçalarıdır; Nur 31 deki zinet/süs bölgeleri değil. Çünkü onlar "takı"dır, vücudun parçaları değil.
Örneğin halhal, bilezik, gerdanlık ve taç değil. Çünkü inanan kadınlar bunları eşlerinin dışındaki bazı kimselere de açabilirler. Örneğin onların erkek köleleri sanılan ama ayette "ma meleket eymanühünne" diye geçen kimselere.
Bu, insanların aklını epey karıştırmış görünüyor. Üstüne bir de, ayetteki ziynet ve avret kelimelerinin eşanlamlı olması eklenince akıllar hepten arapsaçına dönmüş.
İş, "erkek köleler sahibelerine mahremdir"e kadar vardırılmış. "Evin içinde bunlardan kaçmak güçtür. O halde erkek köle, hanımının her yerine bakabilir." Bu suretle İslam'a fuhuş boca edilmiş.
Ben bundan rahatsız oldum.
Keşke ulema da rahatsız olsaydı da, Nur 31'deki avret kelimesini daha yakından inceleme ihtiyacını duysaydı; örneğin onu başka ayetlerdeki avret kelimeleriyle karşılaştırsalardı.
Nur 31'deki avret, tıpkı Ahzab 13'teki avret gibi, tehlikeye açık şeyler anlamına geliyor:
...evlerimiz tehlikeye açıktır - inne buyûtena avretün. 
Savaşa gitmek istemiyen münafık sahabeler bahane uyduruyor. Evleri tehlikeye açıkmış. Eğer savaşa katılmak için uzaklaşırlarsa düşmanlar evlerini yağma edecekmiş.  
Nur 31'deki ziynetler yani avretler de tehlikeye açık: imrenmeye, kıskanmaya, hattâ eğer teşhircilik yapılırsa, iğrenmeye açıktır.
Avretler bir de Nur 58'de geçiyor:
İnananlar! Bakımını üstlendiğiniz kimseler (yani ma meleket eyman üküm) ve yaşına ermemiş olanlarınız üç vakitte odanıza girmek için izin istesinler: sabah namazından önce, giysilerinizi çıkardığınız öğlen vakti ve akşam namazından sonra. Bunlar sizin üç avret vaktinizdir...
Üç avret vaktiniz -selésü avrâtin leküm
Ayette bu "avretler"in tanımı da var: giysilerinizi çıkardığınız vakit - hıyne siyâb eküm.
Bu kadar açık.
Nur 58'deki avretler insanın vücuduyla ilglilidir; yatak odasında giyimsizken ortaya çıkarlar. Yaşına ermemiş olan çocuklara bile açılamazlar; yalnızca kocaya açılabilirler.
Nur 31'deki avretler ise giyimliyken apaçık ortadır; insanın vücuduyla ilgileri yoktur; kocanın dışındaki güvenilen kimselere, örneğin yaşına ermemiş olan çocuklara açılabilirler.
Yaşına ermemiş olan çocukların, bakımı üstlenilen kimselerin, kadınlara bağlı ihtiyaçsız erkeklerin ve öteki güvenilen kimselerin Nur 31'deki avretleri yani tehlikeye açık takıları görmesinde bir sakınca yoktur.
Ama inanan kadının örneğin memelerini yani vücudunun örfen kapalı bulundurulması gereken yerlerini? İyi düşünün...
"Fercler"e yani cinsel organlara gelince, onlar hem Nur 30'da hem 31'de geçer; hem erkekleri hem kadınları kapsar ve yalnızca eşlere açılabilir.  


Avret kelimesi 24:58'de geçiyor:
İnananlar! Ant içip sahip çıktıklarınız ve yaşına ermemiş olanlarınız üç vakitte odanıza izinle girsinler: sabah salâtından önce, giysilerinizi çıkardığınız öğlen vakti ve akşam salâtından sonra. Bunlar sizin üç avret vaktinizdir. Bunun dışında onlar için de sizin için de sakınca yok; bir arada olabilirsiniz. Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor. Bilir O, bilgedir. 

Buradaki "avret"in vücut olduğu kesin çünkü giysilerinizi çıkardığınız vakit ortaya çıkıyor: hıyne tedaûne siyâb eküm.

24:58'de o yüzden öz çocuklarınız ile ant içip sahip çıktıklarınız aynıdır: İkisi de izin alacak; avret yerleriniz ikisine de yasaktır.

Avret Ahzab 13'te de geçiyor: 

Bazıları "Evlerimiz tehlikeye açık (avret un)" deyip izin istiyordu. Oysa hiç te açık değildi. Kaçmak istiyorlardı.

"Avret"in burada tehlikeye açık anlamına geldiği kesin. Münafıklar savaştan kaçmak için "Evlerimiz tehlikeye açık," diyorlar -inne büyûtena avretün. Savaşmak için uzaklaşırlarsa evleri yağma edilecekmiş.

24:31'deki "avret"e gelince:

İnanan kadınlar kendiliğinden görünenler dışındaki ziynetlerini (kimseye) açmasınlar. Ama şunlara başka: kadınların ant içip sahip çıktıkları, kadınlara bağlı ihtiyaçsız erkekler, kadın avretinden anlamıyan çocuklar... 

Buradaki avretin ziynetler anlamına geldiği kesin. Bu konuda görüş birliği tam. Görüş ayrılığı, "ziynetler"in ne anlama geldiğinde.

Tesettürcü ulemaya göre ziynetlerziynet yerleridir; yani ziynetlerin takıldığı yerler: kolyenin takıldığı yer olan gerdan, zincirin takıldığı yer olan memeler, halhalın takıldığı yer olan ayak bilekleri...

Ama bu mümkün değil. Çünkü ziynetlerinizi açıp göstereceğiniz kimseler arasında ma meleket eyman üküm var. Kim onlar? Aslında ant içip sahip çıktıklarınız. Ama beşerî şeriatçı ulemaya göre ellerinizin altında bulunan (köleler)miş onlar. Ve size mahrem imişler. Tıpkı erkek kardeşiniz ve babanız gibi. 

Tesettürlü hanımlar! Açar mısınız memelerinizi erkek kölenize?

Ulema bu imkansızlığı gidermek için kölelerin iğdiş edilmiş ya da şehvetinden emin olduğunu varsayar (Bkz. Bursevî). Aslında Allah'ın sözlerinde öyle bir kayıt yok. Ama hadi öyledir diyelim. 

Tesettürlü kardeşlerimize sordum: İğdiş edilmiş kölenize başınızı, memelerinizi açar mısınız? 

Cevapı: 

Hayır! Çünkü önemli olan onun bana nasıl baktığı değil, benim ona nasıl baktığımdır.

O halde 24:31'deki avretle eşanlamlı olan ziynetlerziynetlerin yerleri o-la-maz. Ziynetlerin kendileridir onlar. Kolye, zincir, halhal... Ve avret tehlikeye açık demek, tıpkı Ahzab 13'teki gibi:evlerimiz tehlikeye açık -inne büyûtena avretün.

İnanan bir kadın olarak güvendiğiniz kimselere, örneğin kölenize ve size bağlı ihtiyaçsız erkekler olan işçilerinize açabilirsiniz altın zincirinizi. Hattâ o zincir, işçilerinizin size aldığı doğum günü armağanı ise açmak zorundasınız. Yoksa "Beğenmedi," derler; kendilerini aşağılanmış hissederler.

Ama memelerinizi kocanızdan başka hiç kimseye açamazsınız.
İşçilerinize açamazsınız; ant içip sahip çıktığınız (ma meleket eyman üküm)e yani himayeniz altına aldığınız çocuklara açamazsınız; emme yaşını geçmiş öz çocuklarınıza, yaşına ermemiş olsalar bile, açamazsınız

Mahremlik- namahremlik başka, avret yerlerinizi açmanız bambaşka.

Allah'ın dininde tesettür yok. İnanan kadınlar özgürdür; ister başaçık olurlar ister başörtülü. Ama tesettür dinine bağlanıp "Başörtüsü Allah'ın emri!" derlerse "Köle, sahibesinin her yerinebakabilir," diyen tesettürcü ulemaya uyup memelerini işçilerine açacaklar; (iğdiş) köleleriyle sevişecekler.
Ve kendileriyle ant içip sahip çıktıkları kimsesiz evlatlarının arasına harem-selamlık denen duvarı örecekler; dışlayacaklar o garibanları; zulme uğratacaklar.


..............................................................................................................................
BİR OKUYUCU YORUMU:


İnsanlar adeta bu ayetin muhatabı olmak için hadisler eşliğinde birbirleri ile yarışıyorlar. İlginç bir durum.

7:78 "Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap'tan olmayan bir şeyi siz Kitap'tan sanasınız diye, dillerini Kitap'la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, "Bu, Allah katindandır." derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler."

Kadınları paketleyip ninjalara döndürmek için Allah'ın ayetleri ile nasıl oynadıklarına bu ayet en güzel örnek. Allah razı olsun Hasan bey. Ayetde olmayan bir şeyi  kitapdan sanalım diye, dillerini; "ziynet yok saçdır, yok gögüsdür, yok şudur, yok budur" diye kıvırıp duruyorlar. Hak geldi batıl zayil oldu. Allah'ın kitabında olmayan bir şeyi yamayamıyorlar.
__________________
Yunus 105. Şu da emredildi: "Yüzünü dine bir hanîf olarak çevir. Sakın müşriklerden olma!"