Sayfalar

22 Kasım 2010 Pazartesi

İBRAHİM OLAMADAN KURBAN KESMEK


AHMET BERHAN YILMAZ
Demek ki bizler henüz yorulmadık, ağır imtihanlara tabi tutulmadık, evlatlarımızın veya çok sevdiklerimizin fedası bizlerden istenmedi.
Demek ki hayatın hep kolay ama aldatıcı taraflarını gördük, yaşadık.
Eğlencenin, saltanatın ve de saltanat sürenlerin abartılı ve günah dolu hayatlarının kulu, kölesi olduk.
Esir olduk nefsimize ve şeytana.
Ne firavun gördük, ne Nemrutla savaştık. Ama Firavunca yaşamayı, Nemrutça davranmayı başardık.
Firavunları yüceltip, Nemrutlara alkış tuttuk.
Alnımızı secdeye, yüreğimizi dünyaya koyduk.
Şimdi yine bir kurban bayramı geldi;
Kurban; anlamını Hz. İbrahim’in en değerli varlığı olan İsmail’ini feda etmesinde bulmuş ise;
Bizler neyimizi feda edeceğiz;
Bırakın evlatlarımızı, anamızı babamızı, kardeşlerimizi,
Kıskançlıklarımızı, kibrimizi, nefretlerimizi ve kinlerimizi de akıtabilecek miyiz kurbanımızın kanıyla birlikte?
Kurban edebilecek miyiz hırslarımızı Allah rızası için?
Bencilliklerimizi ve bütün hayvani duygularımızı söküp atabilecek miyiz kalbimizin orta yerinden?
Kalplerimizde yer etmiş ve bize esaret hayatı yaşatan bağlandığımız, kulu kölesi olduğumuz bütün İsmaillerimizden kurtulabilecek miyiz?
Şeytani, nefsanî ve dünyevi arzularımızdan, hırslarımızdan kurtulabilmek için bir fırsat değil midir kurban?
Kurban; bizi insan olmaktan, dürüst, inançlı ve iyi niyetli olmaktan çıkaran hırslarımızdan, kibrimizden tamamen kurtulmak gibi bir anlam taşımaz mı?
Kurban bayramında asıl kurban edilmesi gereken kendi zaaflarımız ve içimizdeki bütün kötülükler değil midir?
Kurbanımızın kanıyla birlikte hırslarımızın, bencilliklerimizin, kibirlerimizin de akması ve günahlarımızdan arınmamız temennisiyle ……